Bazı sıfat-fiiller bir isimle bir araya gelerek sıfat tamlaması oluşturur. Örneğin "Çalıştığı yerde bir süre önce müdürlüğe

Bazı sıfat-fiiller bir isimle bir araya gelerek sıfat tamlaması oluşturur. Örneğin "Çalıştığı yerde bir süre önce müdürlüğe yükseldi." cümlesinde "çalıştığı" sıfat-fiili "yerde" sözcüğüyle sıfat tamlaması oluşturmuştur. Bazı sıfat-fiiller ise herhangi bir isimle tamlama oluşturmadan kullanılır. Bu tür sıfat-fillere "adlaşmış sıfat-fiil" denir. Örneğin "Bizi burada bekleyeceğini söyledi." cümlesinde "bekleyeceğini" sıfat-fiili herhangi bir isimle sıfat tamlaması kurmamıştır. Buna göre aşağıdaki atasözlerinin hangisinde sıfat tamlaması kurmamış bir sıfat-fiil kullanılmıştır?
A) Ağlayanın malı gülene hayretmez.
B) Veren eli herkes öper.
C) Akacak kan damarda durmaz.
D) Akıllı, sözünü akılsıza söyletir.

Bazı sıfat-fiiller bir isimle bir araya gelerek sıfat tamlaması oluşturur. Örneğin "Çalıştığı yerde bir süre önce müdürlüğe

Öğretmenin Çözümü

Türkçe Öğretmeni · Tahta öğretmen çözümü

Çözümün yazılı anlatımı

Adım 1: Önce kısa hatırlatma: Sıfat-fiil (ör. ağlayan, veren, akacak) iki şekilde kullanılır — ya bir ismi niteler̦dirir ve sıfat tamlaması oluşturur (ör. veren eli), ya da isimleşip adlaşır ve kendi başına "isim" gibi davranır (ör. ağlayan = "ağlayan kimse"). Adım 2: Şimdi her şıkkı tek tek inceleyelim ve soruya göre "sıfat tamlaması kurmuş mu?" diye bakalım. A şıkkı: Ağlayanın malı gülene hayretmez. - Cümledeki biçim ağlayanın sıfat-fiilden gelir (ağlayan). Ancak burada ağlayan doğrudan bir ismi nitelemiyor; ek alarak "ağlayan kimse" anlamında adlaşmıştır ve ardından malı sözcüğüyle aitlik kurulmuştur. Yani sıfat tamlaması kurmamıştır (adlaşmış sıfat-fiil). - Sıfat tamlaması kurmuş mu? Hayır. B şıkkı: Veren eli herkes öper. - Burada veren açıkça eli isimini niteliyor: veren eli = "verenin eli" gibi değil, nitelik gösteren bir kullanım (sıfat-fiil + isim). Bu bir sıfat tamlamasıdır. - Sıfat tamlaması kurmuş mu? Evet. C şıkkı: Akacak kan damarda durmaz. - akacak sözcüğü kan sözcüğünü niteliyor (gelecekte akacak olan kan). Bu da sıfat tamlamasıdır (sıfat-fiil + isim). - Sıfat tamlaması kurmuş mu? Evet. D şıkkı: Akıllı, sözünü akılsıza söyletir. - Bu cümlede belirgin bir sıfat-fiil yok; akıllı ve akılsıza sıfat/isim kullanımları var ama sıfat-fiilden türemiş bir tamlama söz konusu değil. Dolayısıyla soru koşuluna (sıfat-fillin sıfat tamlaması kurup kurmadığı) burada uygulanamaz. - Sıfat-fiil var mı? Hayır (uygulanamaz). Adım 3: Özetleyelim: B ve C şıklarında sıfat-fiiller isimleri nitelemiş (sıfat tamlaması yapılmış), D şıkkında sıfat-fiil yok; A şıkkında ise sıfat-fiil adlaşmış ve isimle tamlama kurmamıştır. Sonuç: Doğru cevap: A şıkkı. Ek Bilgi: Sıfat-fiillerin ek alıp almadığına dikkat etmek işinizi kolaylaştırır: eğer fiilden sonra gelen ek kişi/aitlik bildiriyorsa ve sözcük bir gerçek kişi/şey anlamında kullanılıyorsa adlaşma olmuş olabilir; eğer fiil doğrudan bir ismi niteliyorsa sıfat tamlamasıdır.

Benzer Sorular

Herhangi bir bilim, sanat, spor ya da meslek dalına özgü kavramları karşılayan sözcüklere terim
Herhangi bir bilim, sanat, spor ya da meslek dalına özgü kavramları karşılayan sözcüklere terim

anlamlı sözcükler denir. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde terim anlamlı bir sözcük…

Bir grup araştırmacı, arkeolojik kazı yapmaktadır. Kazı yaptıkları bölgede hüküm sürmüş Casca
Bir grup araştırmacı, arkeolojik kazı yapmaktadır. Kazı yaptıkları bölgede hüküm sürmüş Casca

Tuscon ve İnka medeniyetlerinin işledikleri madenler, yetiştirdikleri tarım ürünleri ve…

(I) Bizim için önemli olan şeyler üzerindeki sınırlı kontrolümüz sebebiyle her zaman savunmasızız
(I) Bizim için önemli olan şeyler üzerindeki sınırlı kontrolümüz sebebiyle her zaman savunmasızız

aslında. (II) Belki çocuklarınızın iyi geçinmesini, patronunuzun bu kadar eleştirel olmayı…

Halk edebiyatı şiir türlerinden biri olan mâni, kendine özgü bir gelenek içinde söylenir. Mânilerde
Halk edebiyatı şiir türlerinden biri olan mâni, kendine özgü bir gelenek içinde söylenir. Mânilerde

Anadolu insanının düşü ce yapısının, beğenisinin, dertlerinin, ortak kültürünün…

Istırap, yaşamın dokusundaki sökülmez ipliктir ve onu söküp atmaya çalışmak sadece olanaкsız değil
Istırap, yaşamın dokusundaki sökülmez ipliктir ve onu söküp atmaya çalışmak sadece olanaкsız değil

aynı zamanda yıkıcıdır da. Onu söküp atmaya çalışırken tüm kumaşı yırtarsınız. Istıraptan…

Zarf-fiiller, fiillere getirilen belirli eklerle türetilen ve fiil anlamını koruduğu hâlde cümlede
Zarf-fiiller, fiillere getirilen belirli eklerle türetilen ve fiil anlamını koruduğu hâlde cümlede

zarf görevinde kullanılan sözcüklerdir. Örneğin "Çocuk, koşarken düştü." cümlesinde…

I. Ocaktaki tencere fokur fokur kaynamaya başladı. II. Hayvanat bahçesindeki aslanın kükremesi
I. Ocaktaki tencere fokur fokur kaynamaya başladı. II. Hayvanat bahçesindeki aslanın kükremesi

çocukları korkuttu. III. Kardeşim, grip olduğu için sürekli hapşırıyordu. IV. Yan odada…

Okumanın yaşamımızdaki yerini belirtmeye çalışanlar özellikle onun öğrenmenin temel aracı olduğunu
Okumanın yaşamımızdaki yerini belirtmeye çalışanlar özellikle onun öğrenmenin temel aracı olduğunu

insanı öteki insanların gözlem ve yaşantılarından yararlandırarak, onların dünyasına…

Aşağıdaki ikilemelerden hangisi zıt anlamlı sözcüklerle oluşturulmuştur?
Aşağıdaki ikilemelerden hangisi zıt anlamlı sözcüklerle oluşturulmuştur?
Buna göre aşağıdakilerin hangisinde ruhsal betimleme vardır?
Buna göre aşağıdakilerin hangisinde ruhsal betimleme vardır?