Babam, Selanik'e kadar ağzını açmadı. Trenin penceresinden Makedonya topraklarına, dağlara taşlara baktı durdu. Meşe ağacından yapılmış, yüksek arkalıklı bir koltuğu vardı. Selanik'te vapura bineceğimiz gün, yolculukla ilgili işlemleri tamamlarken yorulmasın diye gümrüğün rıhtımına inen merdivenlerin önünde, koltuğuna oturtmuştuk onu. Koltuğunda, yine öyle dalgın, tek söz etmeden bekliyordu. Vapura geçeceğimiz sırada, birden iki eliyle kavradı rıhtım merdivenlerinin parmaklıklarını. Doksan üç yaşındaydı. Hâlâ güçlü kuvvetliydi. Ben, Fehim Çavuş, Galip Bey, ellerini çözemedik bir türlü parmaklıklardan. Benim yerim Florina, diyordu. Ölülerimi kimsesiz bırakamam! Toprağımı bırakamam! Siz gidin, bindirin beni trene, Florina'ya geri döneyim. Florina'da öleyim. 1 ve 2. sorular yukarıdaki metne göre yanıtlanacaktır. 1. Bu metnin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Geçmişe duyulan özlem
B) Vatan sevgisi ve geçmişe bağlılık
C) Vatandan ayrılışın üzüntüsü
D) Gelecekle ilgili beklentiler