Bugün, iç dünyamızın gereğini yerine getirmek için kişisel gelişim kitaplarına ihtiyaç duymamız gerçekten hazindir. Eski hikâyelerimiz kişisel gelişim kitaplarının dayatarak söylediğini içselleştirmemizi sağladı. Hem de dolaylı olarak... Peki, hikâyesiz yaşamak bize neye mal oluyor? Medeniyet değişimimiz, çağdaşlaşma ve teknolojiyle birlikte kaybettiğimiz bir şeydir hikâye. Bilgeliği, hayatı, kimliği, nesilleri bize tanıtan bir hayat tarzıydı o. Tekkelerde, köy odalarında, kitapların arasında, büyükten küçüğe, dededen toruna aktarılır dururdu. Hikâyesiz yaşamak biraz da kahramansız yaşamaya mal oldu. Bundan dolayı rol modellerimizi kaybettik ve hâlâ bocalıyoruz. Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kimliğimizi kazanmak için kendi tarihsel mirasımıza yönelmemiz gerekir.
B) Hikâye kültüründen yola çıkılarak medeniyet algısındaki değişimler görülebilir.
C) Sözlü kültürün belleğimizden silinmesi örnek yaşantıları yitirmemize yol açmıştır.
D) Çağdaşlaşma isteği geçmiş değerlerin yeniden ele alınmasıyla mümkün olur.
E) Hikâyelerden öğrenilen yaşam tarzını günlük hayata uygulamak kaçınılmazdır.