I. Hâlbuki İstanbul'umuz malumdur ya? Kaide-i medeniyet herkesin kendi hanesi dahilinde hakim olarak onun haricine karışmamasını iktiza ettirdiği halde bizim usul-i medeniyetimiz iktizasınca biz hepimiz mahalle kethüdası kesiliriz. Herkesin hanesine karışırız. Hatta bazılarımız kendi hanesine karıştığından ziyade âlemin hanesine karışmak ile iştigal eder. O kadar ki âlemin hanelerinde bulup tashihine lüzum gösterdiği kusurları kendi hanesinde de arayıp bularak tashih etmiş olsa hanesinin pek mükemmel bir hane olacağı derkar iken iştigalini böyle müsmir bir surette etmeyip de beyhude yere edenlerimiz pek çoktur. 'Mevla cümlesini ıslah eylesin' diyelim… II. Oh oradan acaba bir kere, bir kere daha geçebilecek miydi? Oradan bir kere daha geçmek, bu layenkati akan insan seli arasına bir kere daha karışıp o nihayetsiz zevk-i hayatı duymak, bu kalabalığa gömülüp o müskir kokularda yüzerek, parça parça gelen teravetlerle, nefehat-ı bahar ile ciğerleri şişerek güneşin sıcak nevazişleri altında levend, sarhoş, pür-hayat koşmak, yürümek... Ve sonra da ağlamak, ölmek, evet hiç olmazsa orada ölmek, köprüde... Şimdi bunu istiyordu, yalnız bunu..." Numaralanmış parçalar sırasıyla hangi dönemde yazılmış olabilir?
A) Tanzimat II. Dönem - Millî Edebiyat
B) Tanzimat I. Dönem - Servetifünun
C) Servetifünun - Fecriâti
D) Tanzimat II. Dönem - Servetifünun
E) Servetifünun - Tanzimat I. Dönem