Bir gün, bir arkadaşı, Balzac'ı ziyarete gider. Balzac'ın evine girdiğinde içeriden ağlama sesinin geldiğini işitip paniğe kapılır. Derhal basamakları hızla çıkıp Balzac'ın çalışma odasına girince bir bakar ki Balzac, masasının başında oturmuş; önünde yığınla defter, kitap hüngür hüngür ağlıyor. İyice meraklanır adamcağız, "Balzac ne oldu? Hasta mısın? Bir derdin mi var?" kabilinden soruları peş peşe sıralar. Balzac, kayıtsız bir yüzle başını kaldırıp "O öldü." der. Dostu iyice şaşırır: "Kim öldü Balzac?" "Yeni yazdığım romanın başkahramanı…" der Balzac. "Delirdin mi sen, bu mu derdin? Bu kadar üzüldüysen dirilt madem…" deyince Balzac ciddileşir: "Roman kahramanlarımın kaderleri benim elimde değildir ve sanat dediğimiz şey de tam olarak budur. Çünkü sanat, sanat için vardır." der. Bu parçadan hareketle Balzac'la ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Eserlerindeki kahramanlarla güçlü bir duygusal bağ kurduğu
B) Sanatı dışsal yararlardan bağımsız bir değer olarak gördüğü
C) Yazdığı metinlerde belirleyici ve yönlendirici bir konumda olmadığı
D) Sanatı bir mesaj iletme misyonuna sahip zeminde konumlandırdığı
E) Kurmaca dünyayı gerçek dünya kadar inandırıcı bulduğu