Harvard Üniversitesi psikoloji profesörü Steven Pinker'a göre okumak bir "acı edinme teknolojisi"dir. "İnsan Doğasının İyi

Harvard Üniversitesi psikoloji profesörü Steven Pinker'a göre okumak bir "acı edinme teknolojisi"dir. "İnsan Doğasının İyi Melekleri" adlı yapıtında Pinker, bir başkasının düşünceleri beynimizin içine girdiğinde dünyaya o insanın perspektifinden de bakabilme olanağı kazandığımızı, böylece kitap bitene kadar kitabın kahramanı olduğumuzu farklı insanların açılarından bakmayı deneyimledikçe de her şeye sadece kendi dar açımızdan bakan bir insan olmaktan çıktığımızı belirtir. Bu durum sanata ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine doğrudan kanıt niteliğindedir?
A) Sanat eseri alımlayıcıda dönüştürücü etkiye sahiptir.
B) Sanat eserinde önemli olan öz-biçim dengesidir.
C) Sanat amacı kendinde olan bir etkinliktir.
D) Sanatçı eserinde kendini yansıttığı ölçüde alımlayıcıya ulaşır.
E) Sanat eseri, sanatçı ile alımlayıcı arasındaki benzerlik çoğaldıkça değerlidir.

Harvard Üniversitesi psikoloji profesörü Steven Pinker'a göre okumak bir "acı edinme teknolojisi"dir. "İnsan Doğasının İyi
✓ Doğru cevap
A) Sanat eseri alımlayıcıda dönüştürücü etkiye sahiptir.

Öğretmenin Çözümü

Felsefe Öğretmeni · Tahta öğretmen çözümü

Çözümün yazılı anlatımı

Okuma eylemi aracılığıyla bir başkasının perspektifini deneyimlemek, kişinin kendi bakış açısını genişletmesine ve farklı deneyimleri anlamasına olanak tanır. Sanat eserleri de benzer şekilde, izleyicinin veya dinleyicinin dünyayı farklı açılardan görmesini sağlayarak onları dönüştürücü bir etkiye sahip olabilir. Bu nedenle doğru cevap:
A) Sanat eseri alımlayıcıda dönüştürücü etkiye sahiptir.

Benzer Sorular

Bir fizik kanunu olarak yıllarca ışığın dalgalar halinde yayıldığı kabul edilmiştir. Ama 20. yüzyılda Max Planck Kuantum Kuramı
Bir fizik kanunu olarak yıllarca ışığın dalgalar halinde yayıldığı kabul edilmiştir. Ama 20. yüzyılda Max Planck Kuantum Kuramı

ile ışığın "kuanta" adı verilen kesik paketlerden meydana geldiğini göstererek bu kuramı çürütmüştür. Belki ileride bu kuramı da yanlışlayacak yeni kuramlar ortaya atılacaktır. Bu açıklama bilimsel bilginin aşağıdaki özelliklerinden hangisini örnekler?
A) Göreli kesinlik taşıma
B) Yalnızca olgusal olanı konu edinme
C) Açıklamalarını kanıtlarla destekleme
D) Konusuyla ilgili özel yöntem kullanma
E) Genellenebilir sonuçlar elde etme

Kant'a göre bir eylem, çıkar ya da beklentiden değil, bir ödev duygusundan kaynaklanmalıdır. Çıkar ve beklenti koşuluna bağlanan
Kant'a göre bir eylem, çıkar ya da beklentiden değil, bir ödev duygusundan kaynaklanmalıdır. Çıkar ve beklenti koşuluna bağlanan

buyruk ahlaki sayılmaz. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kant'ın ahlak anlayışına uygun değildir?
A) Doktorun ameliyatlarını ücretsiz yapması
B) Yolda bayılan birine yardım edilmesi
C) Hasta bir çocuğa yardım kampanyası düzenlenmesi
D) Babasından korkan çocuğun annesine yardım etmesi
E) Annenin çocuğuna yemek yapması

Karl Jaspers, "Felsefe alanında hemen herkes kendini yetkili sayar." der. Bu yetkilik, felsefenin kişisel deneylere
Karl Jaspers, "Felsefe alanında hemen herkes kendini yetkili sayar." der. Bu yetkilik, felsefenin kişisel deneylere

dayanmasından geliyor. "Felsefe yapmak yolda olmaktır. Sorular, felsefede cevaplardan daha esaslıdır ve her cevap yeni bir soru durumuna geçer." Bu parçadan felsefenin aşağıdaki niteliklerinden hangisine ulaşılamaz?
A) Öznel olma
B) Sorgulayıcı olma
C) Varsayımsal olma
D) Arayışı sürdürme
E) Evrensel olma

Felsefe yapmak kuşkuyu, aydınlatıcı olarak kullanmayı gerektirir. Felsefi düşünce dogmatik zihniyette barınamaz. Felsefe
Felsefe yapmak kuşkuyu, aydınlatıcı olarak kullanmayı gerektirir. Felsefi düşünce dogmatik zihniyette barınamaz. Felsefe

kendisine konu olarak aldığı her şeyi aklın süzgecinden geçirir. Bu bakımdan akla ilk gelenin doğru olmayabileceğini düşünmeye başladığımız yerde felsefenin kapısından girmeye hazırız demektir. Bu parçada felsefenin hangi niteliği vurgulanmaktadır?
A) Refleksiflik
B) Kümülatiflik
C) Yöntemlilik
D) Eleştirellik
E) Tutarlılık

• "Nesneler ilkeldem mükemmele doğru bir sıra takip eder. En üstteki en mükemmel varlık Tanrı'dır." St. Thomas • "Ruhumda
• "Nesneler ilkeldem mükemmele doğru bir sıra takip eder. En üstteki en mükemmel varlık Tanrı'dır." St. Thomas • "Ruhumda

sonsuzluk fikrini kendi zihnime kendim koyamam. Çünkü ben sonlu bir varlığım. Bu fikri bana sonsuz bir varlık olan Tanrı verdi." Descartes Bu iki düşünürün ortak görüşü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tanrı'yla evreni eş değer görmeleri
B) Tanrı'nın varlığını savunmaları
C) Tanrı fikrini reddetmeleri
D) Tanrı'nın varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öne sürmeleri
E) Tanrı tanımlamasını yapmanın güç olduğunu savunmaları

Bilimsel faaliyetler bilim insanlarının karşılıklı anlaşmaları sonucu olanaklı hâle gelmiştir. O hâlde bilimsel araştırma yapan
Bilimsel faaliyetler bilim insanlarının karşılıklı anlaşmaları sonucu olanaklı hâle gelmiştir. O hâlde bilimsel araştırma yapan

bilim insanlarının çalışmalarındaki psikolojik ve sosyolojik özellikleri etkili olur. Burada bilimde sadece mantık değil, bilim insanları topluluğunun toplumsal ve kültürel özellikleri de söz konusudur. Bu parçadaki görüş aşağıdaki filozoflardan hangisine aittir?
A) Carnap
B) Popper
C) Russell
D) Reichenbach
E) Kuhn

Varlığın özü ateştir. Ateş olan varlık sürekli değişim hâlindedir. Var olan her şey ateşten meydana gelmiştir. Yine her şey
Varlığın özü ateştir. Ateş olan varlık sürekli değişim hâlindedir. Var olan her şey ateşten meydana gelmiştir. Yine her şey

ateşe dönecektir. Bu nedenle evrende hem zıtların birliği hem de bütün zıtların içinde eriyip yok olduğu birlik ateştir. Ateş değişmez bir kural gereği buhar, su ve toprak hâline gelir ve tekrar zıt yönde, ateş olan aslına döner. Bu parçadaki görüş için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Evrenin ana unsurunun ateş olduğunun savunulduğu
B) Evrende bir değişimin olduğunun iddia edildiği
C) Herakleitos'a ait olduğu
D) Görünen varlığın, ideaların bir yansımasının olduğunun kabul edildiği
E) Evrende diyalektik bir süreç yaşandığının savunulduğu

Varoluş özden önce gelir. Yani ilkin insan vardır, insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra tanımlanıp belirlenir, özünü
Varoluş özden önce gelir. Yani ilkin insan vardır, insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra tanımlanıp belirlenir, özünü

ortaya çıkarır. İnsan var olduktan sonra kendini kavradığı gibidir; var olmaya doğru yaptığı bu atılımdan sonra olmak istediği gibidir. Kendini nasıl yaparsa öyledir yani. Varoluşçuluğun baş ilkesi de budur işte. Sartre'ın bu düşüncesi felsefenin hangi konusuyla ilgilidir?
A) Bilgi felsefesi
B) Siyaset felsefesi
C) Ahlak felsefesi
D) Bilim felsefesi
E) Din felsefesi

Sofistler, yaşadıkları dönemde yasal bir kurum olarak kabul edilmiş olan köleliğe "İnsanlar arasında bu gibi ayrılıklar doğal
Sofistler, yaşadıkları dönemde yasal bir kurum olarak kabul edilmiş olan köleliğe "İnsanlar arasında bu gibi ayrılıklar doğal

değildir, doğa insanları eşit yaratmıştır." düşüncesiyle karşı çıkmışlardır. Sofistler, artık sarsılmış olan eski kutsal gelenekler düzeni yerine kendi gözlemlerinden, düşüncelerinden çıkardıkları bir toplum düzenini getirmek istemişlerdir. Bu durumda sofistlerin bu tavrının temelinde felsefenin aşağıdaki özelliklerinden daha çok hangisinin olduğu söylenebilir?
A) Eleştirellik
B) Kümülatiflik
C) Refleksiyonluluk
D) Tutarlılık
E) Dinamiklik

Bilimde farklı olguların bir araya getirilmesiyle düzenli ve sistemli bilgi elde edilir. Bilim tek tek olgularla değil, olgu
Bilimde farklı olguların bir araya getirilmesiyle düzenli ve sistemli bilgi elde edilir. Bilim tek tek olgularla değil, olgu

türlerini sınıflayarak bu olgu türleri arasındaki ilkeyi bulmaya çalışır. Tümel yasa ve ilkelere varmak bilimin amacıdır. Bu parçada aşağıdaki kavramlardan hangisi açıklanmaktadır?
A) Tümdengelim
B) Analoji
C) Temellendirme
D) Tümevarım
E) Tutarlılık