SOSYAL BİLİMLER TESTİ 3. Orta Çağ'da Hristiyanlığın ve İslam'ın felsefi düşünüşte belirleyici bir etki yarattığı tartışılmaz

SOSYAL BİLİMLER TESTİ 3. Orta Çağ'da Hristiyanlığın ve İslam'ın felsefi düşünüşte belirleyici bir etki yarattığı tartışılmaz. Bunun nedeni filozofların inançları konusunda hassas olmalarıyla tek başına açıklanamaz. Bu dinlerin en önemli özelliği varlık, bilgi ve değerler konusunda genel bir dünya görüşü olarak ortaya çıkmış olmalarıdır. Dogma değerindeki genel görüşlerine bakılırsa her konu için genel bir referans sistemi sunduklarını ve dogmaları gerçekle tutarlı biçimde temellendirme gayretinde olduklarını söyleyebiliriz. Böyle bir durumda Orta Çağ'ın her düşüncesinde dini görmek kaçınılmazdır. Bu parçada Orta Çağ'da dinsel etkinin olması neye dayandırılmıştır?
A) Felsefenin açıklama gücünü ve inandırıcılığını yitirmesine
B) Dinin bütünlüklü olarak her şeyi anlamlandırma içeriğine
C) Bilimsel yöntemin gelişmemiş olmasına
D) İlk Çağ paganizminin toplumsal alanda karışıklığa neden olmasına
E) Felsefe ve dinin özdeş bilgi türleri olmasına

SOSYAL BİLİMLER TESTİ 3. Orta Çağ'da Hristiyanlığın ve İslam'ın felsefi düşünüşte belirleyici bir etki yarattığı tartışılmaz

Öğretmenin Çözümü

Felsefe Öğretmeni · Tahta öğretmen çözümü

Çözümün yazılı anlatımı

burada orta çağ'da her şeyin içinde dini görmek mümkündür, her açıklamanın içinde dinsel açıklamaları görmek mümkündür, yani din bütün her şeye kendini temellendirmiştir diyor Cevap; B

Benzer Sorular

Varlık açıkta mantıksal olarak görmem her biçimin rakikat göstermemedir savurun. Bunu varlığı
Varlık açıkta mantıksal olarak görmem her biçimin rakikat göstermemedir savurun. Bunu varlığı

mantıkta indirignek diğar genrek ikisinse bir varlık alan olduklar söylenemez. Bu yöntüye…

Toplum yaşamında etiği görünür kılmak sadece "iyi" konusunda çözümleme yapmakla mümkün olmadığı
Toplum yaşamında etiği görünür kılmak sadece "iyi" konusunda çözümleme yapmakla mümkün olmadığı

kadar, kâğıt üzerinde iyi niyetle etik kurallar geliştirmekle de olası değildir. Albert…

Hegel'e göre varlık, düşünce gibi, diyalektik yönteme uygun olarak sürekli gelişen, ilerleyen bir
Hegel'e göre varlık, düşünce gibi, diyalektik yönteme uygun olarak sürekli gelişen, ilerleyen bir

süreçtir. Bu gelişmenin temelinde kendi kendini aşan, belli bir ereğe yönelen bir varlık…

Soru
Soru
Dışarıda dolulun yağması, sınıf içinde 50 öğrencinin olması bir gerçektir. Ancak bir önerme şeklinde
Dışarıda dolulun yağması, sınıf içinde 50 öğrencinin olması bir gerçektir. Ancak bir önerme şeklinde

söylenmesi doğru ya da yanlış olarak nitelenir. Sınıf içinde 50 öğrenci varsa ve…

Ahlaki eylemin maksimlerinin herhangi bir koşula bağlı olmamalıdır çünkü ahlak, koşula bağlı
Ahlaki eylemin maksimlerinin herhangi bir koşula bağlı olmamalıdır çünkü ahlak, koşula bağlı

değildir. İnsan olmak, ahlaki olmayı gerektirir. Herkesin kabul edebileceği ahlak…

Varlık adına mantıksal olarak tutarlı görülen her bilginin nakikati gösternediğini savunur. Bunu
Varlık adına mantıksal olarak tutarlı görülen her bilginin nakikati gösternediğini savunur. Bunu

varlığı mantığa indirgemek olarak görür. Ona göre varlığın gerçisinde bir varlık alan…

Hegel varlığın temeline ideyi koyar. Tüm varlığın kendisinden çıktığı şeyin evrensel bir gerçek
Hegel varlığın temeline ideyi koyar. Tüm varlığın kendisinden çıktığı şeyin evrensel bir gerçek

olduğunu ve bunun bütün varlıkları kapsadığı görüşünü ileri sürer. Ona göre gerçekte var…

Masanda bir kalemi olduğunu gövuyorum. Bu nesnemin kanıt olduğu bir gerçek. En genel anlamı içinde
Masanda bir kalemi olduğunu gövuyorum. Bu nesnemin kanıt olduğu bir gerçek. En genel anlamı içinde

düş dünyasından nesnel bir varlık bilimlerden bilen herşeyi. Buna karşı san zihnimden…

Kant'a göre insan zihni, dış dünyadan gelen verileri olduğu gibi almaz; onları belli bir düzene
Kant'a göre insan zihni, dış dünyadan gelen verileri olduğu gibi almaz; onları belli bir düzene

sokarak anlamlandırır. Gördüğümüz ve deneyimlediğimiz her şey, zihnimizin doğasında var…