Rh faktörü, 1940 yılında Landsteiner ve Wiener tarafından keşfedilen ve alyuvarların üzerinde bulunan bir antijendir. Rhesus

Rh faktörü, 1940 yılında Landsteiner ve Wiener tarafından keşfedilen ve alyuvarların üzerinde bulunan bir antijendir. Rhesus maymununun kanı kullanılarak tavşan ve farenin kan serumlarında çeşitli antikorlar oluşturulmuştur. Bu antiserumun insan kanları ile karşılaştırıldığında %80 insanın kanındaki alyuvarları kümeleştirdiği gözlenmiştir. Kümeleşen alyuvarların sahiplerinin Rh pozitif, yani bu antijeni bulunduran şahıslar olduğu söylenmiştir. Kümeleşmeyen kanlarda ise Rh antijeninin bulunmadığı, yani bunların Rh negatif kan olduğu anlaşılmıştır. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Nitel anlamlı sözcükler kullanılmıştır.
B) "icat edilmek" anlamında bir sözcük bulunmaktadır.
C) Somut anlamlı sözcüklere yer verilmiştir.
D) Mecazlı söyleyiş kullanılmamıştır.
E) Terimsel anlatım söz konusudur.

Rh faktörü, 1940 yılında Landsteiner ve Wiener tarafından keşfedilen ve alyuvarların üzerinde bulunan bir antijendir. Rhesus
✓ Doğru cevap
B) "icat edilmek" anlamında bir sözcük bulunmaktadır.

Öğretmenin Çözümü

TYT Türkçe Öğretmeni · Tahta öğretmen çözümü

Çözümün yazılı anlatımı

A) Nitel anlamlı sözcükler metindeki pozitif negatif çeşitli gibi kelimeler nitelik özellik bildirdiği için kullanılmış ✓
C) Somut anlam kan, alyuvar, tavşan kelimeler beş duyu organıyla algılanabilen somut kelimelerdir ✓
D) Parça tamamen bilimsel ve açıklayıcı bir dille yazıldığı için sözcük gerçek anlamlarıyla kullanılmıştır mecazlı bir söyleyişe yer verilmemiştir
E) Antikor, Antijen ve Rh faktörü tıp alanına ait terimler yer almaktadır Keşiğ tir (buluş/keşfedilmek) icat ise doğada var olmayan yeni bir şeyin tasarlanarak ortaya çıkarmasıdır keşfedilen ifadesi geçmektedir metinde. Dolayısıyla metinde icat edilmek anlamında bir sözcük yoktur Cevap B şıkkı

Benzer Sorular

Parlak ayın çevresinde sayısız yıldız Rüzgârsızken duru gökyüzü Nasıl yanarsa ışıl ışıl Bütün
Parlak ayın çevresinde sayısız yıldız Rüzgârsızken duru gökyüzü Nasıl yanarsa ışıl ışıl Bütün

doruklar, sivri kayalar ve çayırlar Nasıl serilirse göz önüne Gökler yırtılıp da açılır…

Daha dokunmadan kurudu irem Çöllere bir türlü yağamıyorum Yeni bir koşunun başlangıcında Biraz
Daha dokunmadan kurudu irem Çöllere bir türlü yağamıyorum Yeni bir koşunun başlangıcında Biraz

deprem sonrası Biraz şehir hülyası Bir kalp yangınından geriye kalan Siyah gözlerine beni…

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aldığı ekten dolayı büyük ünlü uyumuna uymayan bir sözcük
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aldığı ekten dolayı büyük ünlü uyumuna uymayan bir sözcük

kullanılmıştır?

"Toplumsal bir hastalıktır savurganlık, her şeyi hızla ve düşünmeden tüketebileceğimiz bir dünyanın
"Toplumsal bir hastalıktır savurganlık, her şeyi hızla ve düşünmeden tüketebileceğimiz bir dünyanın

acımasız bir göstergesidir." cümlesiyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi…

... Ve güz geldi Ömür Hanım. (I) Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. (II) İnsanın içini
... Ve güz geldi Ömür Hanım. (I) Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. (II) İnsanın içini

karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. (III) Yağmur ha yağdı ha yağacak. (IV)…

"----?" cümlesinde soru anlamı zarfla sağlanmıştır. Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerin
"----?" cümlesinde soru anlamı zarfla sağlanmıştır. Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerin

hangisi getirilmelidir?

Tat duyusunu oluşturan temel faktör, yalnızca dil - beyin bağlantısı değildir. Tat algısı, "güzel
Tat duyusunu oluşturan temel faktör, yalnızca dil - beyin bağlantısı değildir. Tat algısı, "güzel

bir şey yemek" ile ilgili bir durumdur ve bu algının oluşmasında dil kadar göz, burun…

(I) İnsanlar, hangi işi yapıyorlarsa yapsınlar, organizasyonun hangi düzeyinde bulunuyorlarsa
(I) İnsanlar, hangi işi yapıyorlarsa yapsınlar, organizasyonun hangi düzeyinde bulunuyorlarsa

bulunsunlar artık günden güne makineler ile arkadaş olmaları gereken bir topluma doğru…

(I) Tiklerin beyinde nasıl oluştuğu hakkında çok az şey biliniyor. (II) Emmy Noether Junior
(I) Tiklerin beyinde nasıl oluştuğu hakkında çok az şey biliniyor. (II) Emmy Noether Junior

Araştırma Grubunun ağ tabanlı beyin simülasyonu araştırmalarına liderlik eden Dr. Andreas…

Ontolojik çözümleme yönteminin temelinde sanat eserinin bir varlık olarak ele alınması yatmaktadır
Ontolojik çözümleme yönteminin temelinde sanat eserinin bir varlık olarak ele alınması yatmaktadır

Sanat ontolojisi sanat eserinin varlığını inceler, varlık tabakalarının tespitini yapar…