Gazeteci: Dağın eteğindeki kırları yeşile boyayın diyen öğreticiye "Hangi yeşile?" diyen birine "Sende şairlik yeteneği var." demiş ve şiir yazmasını salık vermişsiniz, acaba neden? Şair: Fıstık yeşili de hâki yeşil de yeşildir ama biri fıstığın, biri toprağın rengidir. Gazeteci: Peki, aynı kişiye hikâyeci olmasını tavsiye eder miydiniz? Şair: İlkyazın, baharın ve sonbaharın tonlarını biliyorsa evet, ona hikâyeci olmasını salık verirdim. Aşağıdaki yargılardan hangisinin bu diyalogdaki şairin sanat anlayışıyla örtüştüğü söylenebilir?
A) Gerçeği farklı bir düzleme taşımayı bilmeyen birinin imgeleme gücünden ve sanatkârlığından şüphe duyarım.
B) Sanatçının gücü, olayın ya da konunun özünü dağıtmadan ve mesajı ayrıntılara kurban etmeden verebilmesiyle ölçülür.
C) Sanatın işlevinin görünenin, alışılanın ardındaki görünmeyeni ve gizemi sanatseverlerin algı dünyasına aktarmak olduğunu düşünüyorum.
D) Farkındalığı keskin, nüansları yakalayabilen, genellemelerden kaçan kişilerin sanatçılık kumaşı sağlamdır.
E) Şiir, hikâye yahut resim ne kadar gerçekçi veya nesnel bir yaklaşımın ürünü olursa olsun sonuçta sanatçının yorumudur.