Koca Ali en kalınca, en katı demirleri mısır yaprağı şeklinde incelten, kâğıt şeklinde yumuşatan sanatını kimseden öğrenmemiş, kendi kendine bulmuştu. Daha on iki yaşlarındayken, sert bir beylerbeyi olan babasının başı vurulmuş, öksüz kalmıştı. Amcası oldukça zengindi. Gösterişe düşkün bir vezirdi. Onu yanına aldı. Okutmak istedi. Bir ihtimal devlet katında yetiştirecek, büyük görevlere çıkaracaktı. Fakat Ali'nin yaratılışında "başkasına gönül borcu olmak" şeklinde bir sızlanmaya yer yoktu. Ömer Seyfettin'in Diyet adlı öyküsünden alınan bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Birleşik yapılı isim
B) Fiilden fiil yapan ek
C) Fiilden türemiş isim
D) İsimden fiil yapan ek
E) Vasıta durum eki almış isim