• ön: Bir kimse veya yerin yüzünün baktığı tarafta olan yer. • ulaşmak: Belli bir yere varmak, erişmek, gitmek. • uygun: Elverişli olan, ideal. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ön, ulaşmak, uygun" sözcükleri belirtilen anlamlarını karşılayacak şekilde kullanılmıştır?
A) Bir aralık önümüzden bir bağırış geldi. Uygun bir anı yakalayıp kalabalığın içine daldık. Bir satıcı pazara gelen insanların dikkatini çekmek için bağırıyormuş. Sonunda hedefine ulaştı, hepimiz ona bakmak için yarıştık.
B) Uzun kara yolculuğundan sonra Boğaz'ın sırtlarına ulaştılar. Ön cephesi denize bakan, geniş balkonlu bir konağın bahçesinde toplandılar. Köylünün dertlerine tercüman olacak en uygun kişi, Recep'ti. Bu yolculuğun tüm zahmetine de birlikte büyüdüğü insanların hatırına katlanmıştı.
C) Yurt dışında bir üniversiteyi kazandım. Anneme yurt dışına gideceğimi uygun bir ifadeyle nasıl söyleyeceğimi düşünüyorum. Başarıya ulaşmış olmak, önünüzdeki engelleri tek tek aşmak onur verici ancak bir anneye uzaklara gideceğinizi söylemek zor.
D) Önümüz kış. Küresel ısınmanın izlerinin zirveye ulaştığı son yıllarda aşırı sıcağın ardından sellerle mücadele edeceğiz. Sokaklarımız bu kadar yağmuru kaldırmaya uygun değil. Kış vakti, hayatın sık sık duracağı zor günler yaşayacağız.
E) Akarsuyun denize ulaştığı bölgede ahşaptan evleri olan küçük ve güzel bir köy vardı. Köy hayatına uygun temiz bir hava, berrak sular köyü bir tablonun parçası gibi gösteriyordu. Her evin ön kısmında zeytin ağaçları, arka kısmında ise sebze yetiştirilen bir bahçe vardı.