Kör Mustafa nasıl becerdi bilinmez. Denize diklemesine inen bu çalılığın bir kısmını ne pahasına ayıkladı, biliyor musunuz; tırnakları pahasına. O çalı çırpının sere serpe geliştiği, bu denizlere diklemesine inen toprak öyle taşlık, öyle taşlıktı ki... Sonra Mustafa gündüzleri başka yerde çalışmak zorundaydı. Akşam olunca çalıların arasına sakladığı kazmasını alıyor, gün ağarıncaya kadar söküyor, koparıyor, kazıyordu. Kazdıkça kaya, kazdıkça taş. Bütün bir yaz, bütün bir kış, orman memurunun tazyiki, çalı, palamut, defne, kocayemiş, diken, ot, kök ona karşı koydular. Bu korkunç mücadeleye üç evlek toprak için Mustafa'dan başka bizim köyde kimse girişemezdi. Kaya bitip de yumuşak, esmer, pembe bir funda toprağı bir karış meydana çıkınca bir meşe palamudunun korkunç yılan gibi kökü önüne çıkardı. Onu sökünce, orman memurunu karşısında bulurdu. Sait Faik Abasıyanık'ın Karanfiller ve Domates Suyu adlı hikâyesinden alınan bu parçayla ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?
A) Kahraman bakış açısı kullanılmıştır.
B) Aydın ile halk arasındaki uçurum ele alınmıştır.
C) Durum hikâyesine özgü bir anlatım sergilenmiştir.
D) Anlatıcının düşünceleri iç konuşmalarla verilmiştir.
E) Yaşananların anlatıcı üzerindeki etkisi işlenmiştir.