İhtiyar hamal, güneşe bir adım kala tekrar yükün altından kafasını çıkarıp bana doğru çevirdi. – Hem, dedi, yanlış arıyorsun, Canvermez'in değil, Canveremez'in evini sor. Köyün çarşısına indim. Bir sütçü dükkânına girdim. Yüz dirhem ekmekle yoğurt getirttim. Üstüne bir de buz gibi Elmalı suyu içtim. – Borcum ne hemşerim? – 7,5 ekmek 40 yoğurt… Elli kuruş beyim. Güler yüzlü bir Arnavut'tu sütçü. Uzun boylu biriydi. İri iri elleri vardı. Mavi gözleri pek cana yakındı. Herhâlde beni de Arnavut sanmış olacak ki boynuma sarılmak ister gibi Tirana'dan söz açtı. Arnavutça bilip bilmediğimi sordu. Kapıdan çıkarken yine birdenbire bir cesaret geldi. Arnavutluk sözüm ona ya, sütçünün hoşuna gitsin diye. – Hemşerim, dedim, Canvermez'in evi ne tarafta? Sorum "besa" gibi sağlamdı. Arnavut'un su muhallebisi gibi yumuşak ve beyaz yüzündeki çakır gözleri bir harp gemisi hışmıyla üzerime doğru yürürken büyük bir tedirginlikle kendimi sokakta buldum. Sait Faik'in Sarmaşıklı Ev adlı öyküsünden alınan bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Sade, anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
B) Anlatımında betimleyici unsurlardan faydalanılmıştır.
C) Anlatıcının psikolojik durumuna değinilmiştir.
D) İlahi bakış açısını yansıtan ifadeler kullanılmıştır.
E) Olayların anlatımında imge ve çağrışımlardan yararlanılmıştır.