Sanat, yalnızca estetik bir haz kaynağı değildir; aynı zamanda insanın kendisiyle konuşma biçimidir. Resme bakan biri, aslında ressamın iç dünyasına dair ipuçları yakalar. Ancak bu, her zaman bilinçli bir aktarım değildir. Bazen fırça darbelerindeki öfke, bazen renk seçimlerindeki hüzün, sanatçının bile fark etmediği duygularını açığa çıkarır. Bunun yanında sanat, toplumsal bir ayna işlevi de görür; bir dönemin kaygılarını, umutlarını ve düşlerini içinde taşır. İşte bu yüzden sanat üzerine konuşmak, hem bireysel hem de toplumsal bir çözümleme gerektirir. Bu parçada sanatla ilgili aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?
A) İnsanın ruhsal dünyasıyla nasıl ilişkilendirilebilir?
B) Sanatın toplumsal bir yönü var mıdır?
C) Sanatçının duyguları her zaman bilinçli bir şekilde mi aktarılır?
D) Sanat eserlerini anlamak için hangi yöntemler izlenmelidir?
E) Sanat eserinin değeri yalnızca estetik ölçütlerle mi belirlenir?