Terimler dışında her sözcüğün bir anlam evreni vardır. Terimler, kullanımla yeni anlamlar kazanmayan ve algılanmaları kişiden kişiye değişmeyen nesnel sözcüklerdir. Oysa kendine özgü bir evren kuran sözcükler, anlamsal ve duygusal açıdan sürekli gelişime ve değişime açıktır. Yeni anlamlar yüklenmeye yatkınlıkları vardır. Hatta bu sözcükler, kişiye özgü duygusal ve çağrışımsal anlamlar da kazanabilir. Örneğin aynı sözcük bazı insanlarda neşe ve iyimserlik, bazılarında ise hüzün ve karamsarlık duyguları uyandırabilir. Kuşkusuz sözcüklerin bu izlenimsel anlamları, göreceli bir nitelik taşıdığından bu yönleri sözcük ve kavramları açıklayan kaynaklarda yer almaz. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
A) Bir dile ait sözcükler, o dilin konuşurları tarafından kullanıldıkça yeni anlamlar kazanır.
B) Bazı sözcüklerin çağrışımla uyandırdığı duygusal etki, kişiden kişiye değişiklik gösterir.
C) Bilimsel kavramlar, anlam genişlemesi ve yeniden anlamlandırmaya uygun değildir.
D) Kimi sözcükler, sözlük anlamlarının dışında kullanıldıkça yeni çağrışımlar kazanır.
E) Sözcüklere yüklenen bazı kişisel anlamların sözlüklerde bulunması mümkün değildir.