İyi kitaplarda bir insan tasarımı vardır. Orada karakter iyi olabilir, kötü olabilir; başarılı da olabilir, başarısız da. Hepsinin altında kişinin kendini keşfetmesine olanak sunan çağrışımlar vardır. Şimdi Balzac'ın Goriot Baba'sı bütün parasını kızlarının mutluluğu için harcayan bir enayi midir yoksa evlat sevgisinin bir babayı ne hâle getirdiğinin bir örneği mi? Suç ve Ceza'yı okuduğunuzda Raskolnikov'un vicdan azabına şahit olmaz mıyız? Tanpınar'ın Huzur'unu okuduğumuzda aslında okuduğumuz şey nedir? Var olmaya çalışan, yeni kültürel hayatı benimseyememiş sorunlu aydın bunalımı ve toplum baskısının bir aşkı ne hâle getirdiğinin konu. Ya da Peyami Safa'nın Fatih-Harbiye romanı... Örnekler çok... Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerin hangisidir?
A) Romanlar neyi anlatırsa anlatsın hepsinde aynı gerçek karşımıza çıkar.
B) Romanlardaki kişiler aracılığıyla insan kendisini daha iyi tanıma imkânı bulmuştur.
C) En iyi romanlar insanı en gerçekçi biçimde anlatan romanlardır.
D) Bir romanın başarısını belirleyen en temel ölçüt insanı ne ölçüde anlattığıdır.
E) Başarılı romanlara baktığımızda insanın tek bir boyutta ele alındığını görürüz.