Edebiyat eserinde felsefi boyutları saptamak, anlamak ve çözümlemek beraberinde bazı güçlükleri de getirmektedir. Söz konusu felsefi içerik edebiyatçının, sanatçının kendine özgü düşünceleri midir yoksa herhangi bir filozofun düşüncelerinin edebî bir söylemle tekrarlanması mıdır? Dostoyevski'nin romanlarında kendine özgü düşünceler ve sorularla sıkça karşılaşırız. Onun eserlerindeki felsefi derinlik, kendisinden sonraki edebiyat geleneğini olduğu kadar felsefe ve insan bilimleri geleneğini de büyük ölçüde etkilemiştir. Varoluşçu felsefe geleneğini Dostoyevski'siz düşünmek pek mümkün görünmemektedir. Başka bir Rus yazar Turgenyev, Babalar ve Oğullar romanında ilk kez nihilizm problemini işlemiş bir edebiyatçıdır. Turgenyev'in bu problemi ele almasından sonra aynı konu, problem Nietzsche ve Camus başta olmak üzere felsefede de tartışılmaya başlanmıştır. Bu örneklerde de görüldüğü gibi kimi zaman edebiyatın felsefeyi beslemesi, ona kaynaklık etmesi de söz konusudur. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine verilmiş bir cevaptır?
A) Edebiyat metinlerinde felsefi bir içerik var mıdır, olabilir mi?
B) Bir edebî eserin felsefi içerik taşıması ne kadar doğru sizce?
C) Bir yapıtın başarısını gösteren asıl unsur sizce nedir?
D) Büyük edebiyatçıların hepsi felsefeden etkilenmiştir, diyebilir miyiz?
E) Bir okur olarak edebiyatçıdan beklentiniz tam olarak nedir?