Edebiyatımızın özellikle yeni kuşakların üretkenliğinden gelen bir enerjisi var. Çok yazılıyor ve ne kadar çok yazılırsa iyi yazarların çıkma şansı da o kadar artacaktır elbette. Ne var ki durup izlemek yerine, yazılanların niteliği üstüne söz söylemek, düşünce üretmek de önemli. O zaman, niçin bizi heyecanlandıran romanlar yazılmıyor ya da çok ama çok az yazılıyor? Edebiyatın kaynaklarının tükenip tükenmediğini de soralım. Yazılacaklar geçen yüzyıllardan beri neredeyse tükenmeye yüz tuttuğu için mi insanı canevinden yakalayan romanlar artık pek az? Ya da romancılar, unutulmaz etkiler yaratmayı sorun ederken bilinen roman anlayışları dışında yeni yaratıcı biçimlere, nitelikli edebiyatın derinliklerine niçin yabancı duruyor? Yazınsal değer nedir, niçin pek umursanmıyor? Yoksa bizi oyunun sonuna modernizm ve postmodernizm mi getirdi? Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
A) Edebî akımların eskisi kadar ciddiye alınmadığına
B) Çok yapıt üretilmesine karşın yeterince etkileyici yapıt ortaya konulamadığına
C) Ortaya konulan yapıtların niteliği ile ilgili düşünceleri de ifade etmek gerektiğine
D) Edebî kalitenin yazarlarca dikkate alınmadığına
E) Romancıların klasik anlayışın dışındaki yeni biçimlere uzak kaldığına