Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı. Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu. Sahil ve teknenin çok ötesinde, bir martı, tek başına uçuş çalışmaları yapıyordu. Bir hayli yükseldiğinde perdeli ayaklarını indiriyor, gagasını kaldırıyor ve ona acı veren bir kavisi oluşturabilmek için kanatlarını iyice geriyordu. Bu kavisi oluşturabilirse daha yavaş uçabilecekti. Şimdi rüzgâr hafifçe yüzünü yalıyordu. Hemen altındaki uçsuz bucaksız deniz neredeyse hareketini yitirmişti ve o sanbki havada asılı kalmış gibi yavaşlamıştı. Bütün dikkatini toplayarak gözlerini kıstı, nefesini tuttu ve zorladı. Bir... Tek... Biraz daha... Hadi... Yüksel... Şimdi kavis... Yoo hayır... Derken bütün tüyleri birbirine karıştı, hızı kesildi ve düştü. Tekrar bir kavis oluşturabilmek için kanatlarını gerdi. Yavaş yavaş uçuyordu ki yine hızı kesildi ve düşecek gibi oldu. Hiç utanmadı bundan. Bu parça ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Farklı duyularla ilgili ayrıntılara yer verilmiştir.
B) İnsandan doğaya aktarma yapılmıştır.
C) Benzetmeden yararlanılmıştır.
D) Yinelemelelere yer verilmiştir.
E) Örnekten yararlanılmıştır.